Vergi indirim belgesi nedir nasıl alınır

Vergi indirim belgesi nedir, nasıl alınır ?



vergi indirim belgesi nasıl alınır
Vergi indirim belgesi
Engelliler için vergi indirimi gelir vergi mevzuatımızda düzenlenmiş pozitif ayrımcılık niteliğindeki özel bir düzenlemedir. Kanunda “Sakatlık İndirimi” olarak geçen özürlülere yönelik gelir vergisi indirimi 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 31. Maddesinde düzenlemiştir.

Bu haktan; işçi veya memur olarak çalışanlar veya bunların bakmakla mükellef engelli yakını olanlar, Serbest meslek erbabı olan veya bakmakla mükellef engelli yakını olanlar,
Basit usulde vergilendirilen tüccar, esnaf, zanaatkâr ve benzeri gelir vergisi mükellefi kişiler yararlanabilmektedir.



Vergi indirim belgesi - sakatlık indirimi başvuru için gereken belgeler

Özürlü Hizmet Erbabı İçin;

   -  Dilekçe,
   - 3 Adet Fotoğraf,
   - Çalıştığı işyerinden alınacak hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,
   - Nüfus cüzdanı aslı


Hizmet Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Özürlü Kişilerin Müracaatlarında;


   - Dilekçe,
   - Nüfus cüzdanı asılları,
   - Özürlüye ait 3 adet fotoğraf,
   - Çalıştığı işyerinden alınacak hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,
   - Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olduğunu gösteren belge (fotokopi olabilir),
   - Hizmet erbabının bir adet fotoğrafı.



Bağ-Kur Sigortalısı Vergi İndirim Belgesi Alamaz


Vergi indirim belgesini sadece SSK sigortalısı ile devlet memurları yani ücret geliri elde edenler alabilir. Bağ-Kur sigortalılarına vergi indirim belgesi verilmez. Ancak, Bağ-Kur şartlarından emekli olacak engellilere de kolay emeklilik hakkı tanınmıştır.

Bağ-Kur’lular Çalışma Gücünde Kayıp Oranı

%60 ve daha çok olanlar    15 yıl, 3 bin 960 gün

%50 – %59 arası olanlar      16 yıl, 4 bin 320 gün

%40-%49 arası olanlar        18 yıl, 4 bin 680 gün



Vergi İndirimi İçin Başvuru Nereye Yapılır?


İndirimden yararlanmak isteyen gelir vergisi mükelleflerinin yukarıda sayılan belgeler ile nüfus cüzdanı örneği ve işyerinden çalıştığına dair belge ile birlikte çalıştıkları ilin defterdarlığına veya ilçelerde vergi dairesi müdürlüğü veya mal müdürlüğüne başvurmaları gerekmektedir. İl merkezleri dışında çalışanların başvuru ve sevk iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesince yapılması gerekmektedir.
Vergi Daireleri veya Başkanlıklarına başvuran özürlülerden Sağlık Kurulu Raporu bulunmayan hizmet erbapları dilekçelerinde belirttikleri sağlık kuruluşlarına sevk edilecekler.
 (Yönetmelikle tespit edilen hastanelerden il içerisindeki herhangi birine sevk talebinde bulunulabilir.)

Sağlık Kurulu 28.04.1981 tarih ve 17324 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uygun hazırlanan raporu, ilgili vergi dairesine gönderecektir.

6728 Sayılı kanun - Yatırım ortamının iyileştirilmesi

6728 Sayılı kanun - Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun.

6728 Sayılı kanun - Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun.
6728 Sayılı Kanun - Yatırım ortamı iyileştrilmesi

Madde 1
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflası ve iflasın ertelenmesi:
MADDE 179- Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini son bir yıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.
İyileştirme projesinde, yeni nakit kaynak konulması dâhil nesnel ve gerçek kaynaklar ve önlemler ile erteleme süresince tüm işletme giderlerinin ve çalışma sermayesinin nasıl karşılanacağı gösterilir.
Mevcut borçların ödeme süre ve tutarlarını, alacaklıların adreslerini, faaliyet gösterilen sektörün özelliklerine göre stoklar ile bunların bekleme sürelerini ve tutarlarını gösteren listeler, vergi dairesine sunulmuş en son bilanço ve gelir tablosu, şirket veya kooperatifin ticaret sicili tasdiknamesi ile iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunu gösteren diğer bilgi ve belgelerin, işletmenin devamlılığı esasına göre düzenlenmiş ara bilançoyla birlikte mahkemeye sunulması zorunludur.
Üçüncü fıkrada belirtilen liste ve belgelerin iflasın ertelenmesi talebiyle birlikte sunulmaması veya mahkemece verilecek iki haftalık kesin süre içinde tamamlanmaması hâlinde iflasın ertelenmesi talebi ispatlanamamış sayılır ve borca batık olduğunun anlaşılması hâlinde talep sahibi şirketin veya kooperatifin iflasına karar verilir.
Daha önce iflasın ertelenmesinden yararlanmış bir sermaye şirketi veya kooperatif, duruma göre uzatma dâhil erteleme süresinin bitiminden itibaren bir yıl geçmedikçe iflasın ertelenmesi talebinde bulunamaz."


Madde 2
2004 sayılı Kanunun 179/a maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Erteleme yargılaması:
MADDE 179/a- Mahkeme, iflasın ertelenmesi talebinde bulunulması üzerine, yönetim organının yerine geçmesi ya da yönetim organı kararlarını veya işlemlerinin bir kısmını veya tamamını onaylaması ve ayrıca envanter işlemlerini başlatarak kontrolü altında yürütmesi için, derhal, görevinin gerektirdiği mesleki ve teknik yeterliliğe sahip, yeterli sayıda kayyım atar.
İflasın ertelenmesi talebi, kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları tescil edilmek üzere ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir ve 166 ncı maddenin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde öngörülen usulle ilan ettirilir. Bu ilanda alacaklıların iflasın ertelenmesi talebinin ilanından itibaren iki haftalık kesin süre içinde itiraz ederek iflasın ertelenmesi şartlarının bulunmadığını ileri sürebilecekleri ve mahkemeden talebin reddini isteyebilecekleri belirtilir. 
Mahkeme ayrıca şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması ve faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan tedbirleri alır; 179/b maddesinin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri saklı kalmak ve toplam iflasın ertelenmesi süresinden sayılmak kaydıyla, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere şirket veya kooperatif aleyhine takip yapılmasını yasaklayabilir veya evvelce başlatılmış takipleri durdurabilir. Bu süre içinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.
İflasın ertelenmesi yargılaması sırasında tedbir talebinin reddi veya bu talebin kabulü hâlinde aynı mahkemeye yapılacak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 inci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf yoluna başvurulabilir.
Kayyım, mahkemece uygun görülecek sürelerde, sermaye artırımı ödemelerinin gerçekliği ve bunların kullanım yerlerini de gösterecek şekilde şirket veya kooperatifin faaliyetleri hakkında rapor verir.
Mahkeme gerektiğinde kayyımın görevine son verebilir ve görevine son verilen ya da istifa eden kayyımın yerine yenisini seçer. Mahkemece atanan kayyımlar, özel sicilinde kaydedilmek üzere mahkemenin bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığına bildirilir. Bir kişi aynı anda en fazla üç dosyada kayyım olarak atanabilir. Kayyımın sorumlulukları hakkında 227 nci maddenin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümleri uygulanır. 
Mahkeme, gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir.
Şirket veya kooperatif, erteleme yargılaması sırasında ancak bir defaya mahsus olmak üzere revize iyileştirme projesi verebilir.
İflasın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır.
Mahkeme, projeyi ciddi ve inandırıcı bulur ve şirket veya kooperatifi iflasın ertelenmesine layık görürse iflasın ertelenmesine; şirket veya kooperatifin borca batık olmadığını tespit ederse erteleme talebi ile iflas davasının reddine; aksi takdirde şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir."


Madde 3
2004 sayılı Kanunun 179/b maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Erteleme kararı ve sonuçları:
MADDE 179/b- Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.
Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda erteleme süresince işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır. 
206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.
Erteleme süresi azami bir yıldır. Bu süre mahkemece uygun görülmesi hâlinde bir yıl daha uzatılabilir. Uzatma talebi hakkında karar verilebilmesi için erteleme kararının kesinleşmesi bekletici sorun yapılır. Uzatma yargılaması sırasında ancak bir defa revize iyileştirme projesi verilebilir.
İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme 179/a maddesi uyarınca atanan kayyımın görevine devam etmesine karar verebileceği gibi aynı niteliklere sahip yeni kayyım da atayabilir. Kayyım, takvim yılının her üç aylık dönem sonu itibarıyla şirketin projeye uygun olarak iyileşme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor eder. Kayyım ayrıca şirketteki olağanüstü gelişmeleri mahkemeye derhal rapor etmekle yükümlüdür.
Erteleme süresi sonunda, kayyımın verdiği raporlardan veya gerek gördüğünde alacağı bilirkişi raporundan borca batıklığın devam ettiğini tespit eden mahkeme, şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir. 
Erteleme süresi dolmamakla birlikte, mahkeme kayyımın verdiği raporlardan veya gerek gördüğünde alacağı bilirkişi raporundan şirketin veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varırsa, erteleme kararını kaldırarak şirketin veya kooperatifin iflasına; şirket veya kooperatifin bu aşamada borca batıklığının ortadan kalktığı sonucuna varırsa, erteleme talebi ile iflas davasının reddine karar verir.
İflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararların hüküm fıkraları tescil edilmek üzere ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir ve 166 ncı maddenin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde öngörülen usulle ilan ettirilir."   


Madde 4
2004 sayılı Kanuna 179/b maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 179/c maddesi eklenmiştir.
"Kanun yolları:
MADDE 179/c- İflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararlara karşı borçlu şirket veya kooperatif ya da erteleme talep eden alacaklı tarafından kararın tebliğinden; diğer ilgililer tarafından ise kararın ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı da aynı esaslar dâhilinde on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Bölge adliye mahkemesince iflasın ertelenmesi kararının kaldırılması veya bölge adliye mahkemesi tarafından verilen iflasın ertelenmesi kararının Yargıtay tarafından bozulması hâlinde, borçlunun malvarlığı üzerindeki tedbirler devam eder. Mahkeme davanın seyrine göre bu tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir."


Madde 5
2004 sayılı Kanunun 287 nci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Konkordatonun tasdiki yargılaması mühlet içinde bitirilememişse asliye ticaret mahkemesi, komiserin gerekçeli raporunu da dikkate alarak, mühletin bitiminden sonraki dönem için geçerli olmak üzere borçluya karşı evvelce başlatılmış olan takiplerin durdurulmasına veya borçluya karşı yeni takip yapılmamasına karar verebilir."


Madde 6
2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 12- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan iflasın ertelenmesi talepleri hakkında uygulanır.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş iflasın ertelenmesi kararına dayanılarak yapılan uzatma talebi hakkında verilecek karar da iflasın ertelenmesi talebi hakkında verilmiş karara ilişkin kanun yoluna tabidir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan dosyalarda kayyım olarak atanan kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıklarına bildirilir. Üçten fazla dosyada görevi devam eden kayyımlara yeni görev verilmez."


Madde 7
15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14 üncü maddesinin (A) bendine aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
"Yıllık ortalama ihracat değerlerine göre yapılan sınıflandırmada; son üç yılda yıllık ortalama ihracat tutarı Bakanlar Kurulunun belirleyeceği değerin üzerinde olan firma yetkililerine, Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile; Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamaları kaydıyla, Bakanlar Kurulunca belirlenen esaslara göre iki yıl süreyle hususi damgalı pasaport verilebilir."


Madde 8
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesinin birinci fıkrasına "4/1/2002 tarihli" ibaresinden önce gelmek üzere "10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin yapacağı her türlü ödemeler ile bunların dışında kalan ve" ibaresi eklenmiştir.

Lütfen baret takınız!

Lütfen baret takınız!


***Elbette bu da vardır, doğrudur.


Afyon Cephanelik’teki 25 askere “işçi”, katliama “iş cinayeti” diyebilir miyiz? Onu da demeliyiz. Ne bareti? Binlerce el bombası patladığında yüzlerce yüzlerce derecelik sıcaklık hücum ettiğinde, 6 kilometreye paramparça yayıldı çocuklar. “İşçi” diyemiyoruz ya, o vakit angaryaya koşulmuş köle de diyebilirsiniz! Onlar da DNA’larıyla teşhis edilip defnedildi parça parça.Soma’da, bakın onu biliyoruz, çok sıcaktı ama hepsi baretliydi. Her madenci ölüm kıyısında dolaşır da, hükümetin o kadar çok övdüğü, devletin kömürlerini, hem de aşırı üretime teşvik ederek aldığı bir madene güvenmeyecek de kime güveneceklerdi?Bir “askeri iş kazası” olan Şah Fırat Operasyonu’nun tek şehidi nasıl can verdi? Zırhlı üzerindeyken, şaşkın operasyondaki bir tank namlusunun kapağa çarpıp kafasını parçalamasıyla. Neden bareti yoktu? Çünkü devlet büyükleri silsile içinde ona emir vermiş, o “büyük operasyon”u filme çekmesini istemişlerdi. Onlar Ankara’da komuta edip görüntülerle övünürken, Astsubay Avcı kamera yüzünden “baret”i takamıyordu; çünkü öyle çekemiyordu.Bilmiyorum, Cumhurbaşkanı’na AkSaray inşaatında iskeleden düşerek ölen işçinin, ölmeyen ama kiralık konduda iki çocukla iş göremez kalan bir diğerinin “baret”i olup olmadığını söylediler mi?***Türkiye’de başbakanlar bile değişiyor, bakanlar değişiyor ama İş Güvenliği Müdürü Kasım Bey, hep yerinde. Belli ki “çok başarılı.”***Kasımbey işte 2008’de işveren yanında konuşlandığı üst bürokrat görevine başladığında, o yıl 866 işçi can vermişti iş yerlerinde.***İstek üzerine, tam iki yıl önceki “Sınıf savaşının ölü ordusu” başlıklı yazıdan bir bölümle bitireyim:

Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın bile iş güvenliğinin (güvencesinin de) olmadığı ülkede, önemli bir konuşma yaptı.İş Güvenliği Konferansı’nda, işverenleri de dikkatli olmaya çağırdıktan sonra dedi ki:“İş kazaları meselesi sadece hükümetin veya işverenlerin hassasiyet çözülemez. İşçilerin de hassasiyet göstermesi gerekir. Mesela işveren tedbir alıyor ama işçimiz çok basit nedenlerin arkasına sığınarak bu tedbirleri uygulamıyor. Hava sıcak diye bareti takmıyor mesela.”

Ancak yılda 1900 kadar işçinin iş yerlerinde veya iş araçlarında ölümünü, yani bu anormal katliamı bir barete sığdırmak zor.“Devletin çocukluk arkadaşı” Torunlar’ın asansöründe işçiler baretli miydi, bilmiyoruz. Çünkü 30 küsur kattan, yere de değil, yerin de altına düştüklerinde paramparçaydılar. Evlatlarının, babalarının dokusundan, kokusundan, hücresinden, DNA’sından teşhis eden oldu.

Başında hakikaten “baret” yoktu; cebinde sadece bir sigara parası vardı.Astsubay Gökhan Yıldırım da hava üssünde “iş cinayeti”nde “şehit” olmuştu. Esasında özel şirkete verilmiş kamera-kablo döşenmesinde “angaryaya tabi bedava emek” olarak emirle çalıştırılırken asma tavandan düştü.Komutanların ilk işi, tavan yüksekliğinin yönetmelik şartlarındakinden bir, iki santim daha az olduğunu ispatlayarak, neden “baret” vermediklerini izahla, soruşturmada takipsizlik almak oldu!
Kariyerine, o günlerde sürekli gündeme getirdiğim Tuzla tersane cinayetlerindeki müthiş tespitiyle başlamıştı:“Bu işçiler köylü. Alışmışlar toprağa basmaya. Yükseğe çıkınca düşüyorlar.”Tersane katliamlarını sürekli yazınca, o vakit TMSF elinde olsa bile, henüz Havuz’a konmamış Sabah da üst üste manşet yapınca, “meselenin gündem olması neticesinde” dönemin Başbakanı Tuzla’yı ziyaret etti.Ve işçiler Başbakan’a pek yanaştırılmazken, o da işverenlere öğüt, moral, destek verdi.“Burası tekstil atölyesi değil. İşçiler öleceklerini bilmeli” diyen Tersaneciler Başkanı’na ise, bir süre sonra, hem de bir işçisi daha tersanesinde cansız yatarken, elden askeri ihale sunuldu!İnsan unutmak istese, unutmuyor!

Ertesi yıl 1171, sonrakinde 1444 oldu. Artık senede 1800-1900 civarında. Kasımbey belli ki istikrarlı, başarılı, yine iş başında!Görev süresince sadece “kazayla” 11 bin işçi ölmüş. Başarı da ortada.Gizli veba, sinsi kanser, görünmeyen katliam olan meslek hastalıklarından ölenler bunun birkaç katı ama istatistikler ya utançla yahut umursamazlıkla gizliyor.
“Liberaller, muhafazakârlar filan hep dedi ki, ‘sınıf savaşı bitmiştir.’ Öyleyse bu kadar ölü ne? Hep dediler ki ‘Yeni ekonomide işçi sınıfı yok olmuştur.’ Öyleyse bu kadar ölü işçi kim?Soma’da ‘sınıf savaşı’nın bir ölü ordusu daha yatıyor ve oradan o sınıfın son kurbanları çıkıyor.Sadece öldükleri için değil sınıf savaşı…Devletin, hükümetin, işverenin, bilirkişinin, profesörün, hatta medyanın da kendilerine karşı örgütlü saldırısı yüzünden sınıf savaşı!”
Umur Talu


http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/1237183-lutfen-baret-takiniz 

Umur Taluutalu@htgazete.com.tr

Bagimsiz denetime tabi olma limitleri yeniden belirlenmistir

Bağımısız  denetime tabi olma limitleri yeniden belirlenmiştir

Bağımsız Denetim
Bilindiği üzere, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca şirketlerin denetimine yönelik olarak “Bağımsız Denetim” hükümleri getirilmiş, 23/01/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de 01/01/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, bağımsız denetime tabi olacak Şirketler belirlenmiştir.
Bakanlar Kurulu Kararında, bağımsız denetime tabi olacak şirketlere ilişkin aktif büyüklüğü,  net satış hasılatı tutarı ve çalışan personel sayısına ilişkin kriterler yer almakta olup,  en son 01/02/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2014/7149 sayılı BKK ile söz konusu kriterlere ilişkin limitler değiştirilmişti.
Bu defa, 19/03/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/8549 sayılı BKK ile 3. Maddede yer alan söz konusu kriterlerden (a) ve (b) bentlerinde yer alan limitler aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.
a)      Aktif toplamı 40 Milyon TL ve üstü,
b)      Yıllık net satış hasılatı 80 Milyon TL ve üstü,
Buna göre, 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, iki yıl üst üste tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç kriterden en az ikisini sağlayan şirketler, 660 sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’sı çerçevesinde bağımsız denetime tabi olacaktır;
·         Aktif toplamı 40 Milyon TL ve üstü,
·         Yıllık net satış hasılatı 80 Milyon TL ve üstü,
·         Çalışan sayısı 200 ve üstü.
Öte yandan,  söz konusu Kararla, 2012/4213 sayılı Karar eki (II) sayılı listenin aşağıda belirtilen sıralarında yapılan değişiklikler de aşağıdaki şekildedir.
-  1 ve 7. sırasının (a) ve (b) bentleri;
a)      Aktif toplamı 30 Milyon TL ve üstü,
b)      Yıllık net satış hasılatı 40 Milyon TL ve üstü,
- 2. sırasının (a) ve (b) bentleri;
a)      Aktif toplamı 40 Milyon TL ve üstü,
b)      Yıllık net satış hasılatı 60 Milyon TL ve üstü,
-   3, 4 ve 6. sırasının (a) ve (b) bentleri;
a)      Aktif toplamı 30 Milyon TL ve üstü,
b)      Yıllık net satış hasılatı 60 Milyon TL ve üstü.

Kararda belirtilen aktif büyüklüğü ve yıllık net satış hasılatı sınırlarının aşılıp aşılmadığının tespitinde son iki yıla ait finansal tablolar ile çalışan sayısı bakımından da son iki yıldaki ortalama çalışan sayısı dikkate alınacaktır. Ayrıca bağlı ortaklığı veya iştiraki olan şirketler, söz konusu sınırlar bakımından bağlı ortaklıktaki ve iştirakteki (hissesi oranında) rakamları ve çalışan sayılarını da dikkate alacaklardır.